Şubat 13, 2026

Hep Böyle Olamaz

 12.02.2026

Artık boşluklar beni korkutmuyor. O kadar uzun süre onların içinde yaşadım ki hiç çekinmiyorum. Büyük ya da küçük, o hiçlik halinin içi, sadece etrafımda dönen kaosun son bulmuş hali. Yalnızlığıma çok alışkınım. Deneme yanılmayla insanların arasında oluşlarım artık ardında sadece yorgunluk bırakıyor. Gidişlerle gelişler ve yenilerle eskiler, benim dünyam kendini nötrleyerek dönüyor. Önyargılarımı yıllarca yıkmaya çalıştım. Hayır hayır, ben yanlış anlıyorum böyle değildir dediğim her şey ve herkes süresi dolduğunda ilk anında yarattığı hisse geri döndü. Ara zamanlarında yanılmışım dediklerim bile dahil olmak üzere üstelik. Hayat işte, insan kanıveriyor. Unutuveriyor, konduramıyor, hep böyle olamaz diyor. Hep böyle oluyor.

Şubat 12, 2026

Şaşılacak Şey

13.10.2025

Hep bütüne bakıyormuşum bir süredir. Bütünümde öyle her şeyden vazgeçmiş, neden içimde hep süregelen acı, tükenmeyen hüzün var diye sorgularken buluyordum kendimi. Günlük varoluşlarımda sanki yerin yedi kat üstünden görüyorum da bileşenlerimi, birbirlerinden ayıramıyorum gibi. Çünkü tasarım problemi çözerken, bütün ile detay arasında gidiş gelişleri unutmuşum. Unutmayı seçmiş de olabilirim ama konumuz bu değil şu an.


Tasarımın ne olduğunu burada anlatmayacağım. Anlatacağım şey, verilen her kararın tasarım oluşu. Mimari tasarım problemini çözmekle günlük yaşamın içinde karşılaştığın problemi çözmek özünde aynı. Mimarların çeşit çeşit meslekte başarılı olmasının veya başarılı olmasalar da farklı işlerde kendilerine iyi-kötü yer edinmelerinin esas sebebi aynı zamanda.

 

Genel huzursuzluğuma bazen o kadar kaptırıyorum ki kendimi, aslında detayların pek azında olan aksiliği tüm bütündeymiş gibi algılıyorum/inanıyorum. Oysa tek derdim o detayları fark etmek olmalı böyle anlarda. Çözülen küçücük o detay, tümü jilet kadar keskin hale getirebiliyor. Defalarca bunu uygulamış olsam da sil baştan hiç bilmiyormuşum gibi davranmam şaşılacak şey.